Düşünce

Muhalif Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

   Alper Çeker       Eylül 2025

Muhalif Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

 

Muhalif basın, dünya genelinde kârlı bir meslek kolu. Donald Trump seçimleri kazandıktan sonra The New York Times'ın abone sayısı tavan yaptı. 

Bütün dünyada medya kuruluşlarının siyasi eğilimleri vardır. ABD'de The Wall Street Journal gazetesi  muhafazakârlığı ile tanınır ama Amerikan halkı arasında yapılan anketlerde doğruluğuna en çok güvenilen üçüncü gazetedir.  Yani gazete, siyasi eğilimi doğrultusunda yalan haber yapmaz. Muhafazakârların hedef tahtasındaki The Washington Post, kirli Vietnam savaşı hakkındaki Pentagon Belgelerini yayımlayan ve Watergate skandalını ortaya çıkaran muhalif bir gazetedir ama haberciliğinin saygınlığını rakipleri bile tartışmaz.

Günümüz Türkiye'sine bir bakalım. Fatih Altaylı, EPDK bürokratlarının 129 milyar dolarlık bir yolsuzluk yaptığını, Timur Soykan ve Murat Ağırel Gül Altınok skandalını, Emrullah Erdinç yeni doğan çetesini  yazdı. İsmail Saymaz, Erzurum'daki  Ergenekon soruşturması dosyasını yayımlayarak adını duyurdu. Örnek olarak verdiğim bu haberlerin hepsi bakanların istifasını hatta hükümetin düşmesini gerektirir ama Türkiye'de hiçbir şey olmadı, kimse bu haberlere tepki vermedi. Çünkü muhalif basın CHP'ye destek vermek amacıyla çok fazla yalan haber yaptı. Genç subaylar rahatsız, saraya giden CHP'li, Mehmet Şimşek istifa etti, Eurofighter satışı iptal oldu, Abdullah Öcalan'a ev aranıyor, Abdullah Öcalan'a eş aranıyor, vesaire vesaire... Saymakla bitmiyor.

Sosyal medyada yapılan ölçümlere göre yalan haber doğrudan altı kat daha hızlı yayılıyor. 6 Şubat 2023'teki depremden sonra muhalefet tarafından sosyal medya aracılığıyla çok sayıda sahte haber yayıldı. Muhalif gazeteciler kurdukları youtube kanallarıyla sosyal medyayı mecra olarak başarılı bir biçimde kullanıyorlar. Şirketler bu kanallara sponsorluk yapıyor. Matbu gazetelerden de tirajı en yüksek olanlar muhalif basına ait. İnsanlar görev bilinciyle, sadık bir biçimde bu gazeteleri alıyor.

CHP seçmeni muhalif basının yazdığı her şeye sorgulamadan inanıyor, diğerleri ise bunların yazdığı hiçbir şeye inanmıyor. Böyle olunca muhalif basının haber yaptığı çok büyük rezaletler görmezden geliniyor. Örneğin EPDK'daki yolsuzluğun miktarı olan 129 milyar dolar, T.C. Merkez Bankasının Berat Albayrak'ın bakanlığı sırasında ortadan kaybolan ve halen yerine koyamadığımız rezervine denk bir para. Fakat hükümet bu haberi yalanlamaya bile tenezzül etmedi çünkü Fatih Altaylı'ya insanlar inanmadı. Diğer tarafta Fatih Altaylı; bakan yirmiye yakın yalanlama yayımladığı halde haftalarca Mehmet Şimşek'in istifa ettiğini, neden istifa ettiğini ve yerine kimin bakan olduğunu açıklayan gazeteci. Sonuç olarak Mehmet Şimşek hâlâ görevinin başında, milletin de 129 milyar dolarının hesabını kimse sormadı.

Türkiye'de gazetecilere açılan davalar da dünyada ses getirmiyor çünkü yabancılar kime inanacağına karar veremiyor. 1998 yılında Oktay Ekşi ve Uğur Dündar "Alçakları tanıyalım" başlıklı büyük bir yalan habere imza attılar. Bir grup gazeteciyi, Abdullah Öcalan'dan para alan kişiler olarak gösterdiler. Hedef gösterilenlerden Akın Birdal vuruldu, diğerleri işinden kovuldu. 2013 yılında CHP milletvekilleri olan Nurettin Demir, Veli Ağbaba ve Özgür Özel bunun tam tersini yaptı; PKK'nın dağ kadrosuna üye cezaevindeki teröristlerin adlarını, muhalif olduğu için tutuklanan gazetecilerin listesi olarak yayımladılar. 2020 yılında Oda TV, emekli bir muhabirin içki sofrasında alacaklısını öldürüp tutuklanmasını "Bir gazeteci daha cezaevinde" diye haber yaptı. Türkiye'deki muhalif basın yurtdışına güven vermiyor.

Aslında Türkiye'de gazeteciler genel olarak kimseye güven vermiyor. 2017 yılında Habertürk televizyon kanalının kendilerini Arap uzmanı olarak tanıtan muhabirleri, bir fotoğraf hakkında gece boyu süren bir program yaptılar. Fotoğraftaki adamın bir Arap prensi olduğunu, fotoğrafın da Suudi Arabistan'daki yedi yıldızlı bir otelde çekildiğini söylediler. Saatlerce fotoğrafı yorumladılar. Ertesi gün fotoğraftaki kişinin Lübnanlı komedyen Charbel Khalil olduğu anlaşıldı.       

Muhalif basına dönecek olursak, Sözcü gazetesi Ayasofya camiinin ibadete açılmasını "yılın felaketi" olarak duyurdu. Cumhuriyet gazetesi Kaan uçağını kalorifer peteğine benzetti. Halk TV'de donanma için yapılan deniz topuyla "tenis topu" diye alay ettiler, Türk Mukavemet Teşkilatı için "suikast örgütü" dediler. Bunların CHP'ye kaybettirdiği çok açık. Bir teze göre de muhalif basın CHP'nin iktidar olmasını istemiyor. Örneğin bu işten bir servet sahibi olan Yılmaz Özdil'in muhalif gazeteci olmaktan başka hiçbir niteliği yok. CHP iktidar olursa muhalif basının söyleyecek bir şeyi kalmaz; bunlara yurtdışından, belediyelerden ve sponsor şirketlerden gelen para kesilir; okurun ve izleyicinin sadakati biter, tirajlar, izlenme oranları dibe vurur. Muhalefette olmak The New York Times okurları örneğinde olduğu gibi kitlenin saflarını sıklaştırıyor. O halde sen işçisin, işçi kal; sen de muhalifsin, muhalif kal.   

 

 

 

Yazar'a ait Diğer Yazılar

Alper Çeker

Alper Çeker 1972 yılında İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesini ve İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Osmanlıca'dan çeviriyazı ve sadeleştirmeler, Rusça ve İngilizce'den çeviriler yaptı. Telif eserleri arasında Gece Şehre Dedi ki, Reziller, Kurt Cobain ve Seatle Olayı, Devrana Girip Seyran Edelim ve Kan Kardeşi Tarantino vardır.

Edebiyat

Tüm Yazılar

Şiir

Tüm Yazılar