Dr. Orhan Çinar'ın Aziz Hâtırasına (1977–2026)
Üretken bir ilim insanının erken yaşta vefatı; aynı zamanda henüz tamamlanmamış çalışmaların, taslak hâlinde kaleme alınmayı bekleyen eserlerin yarım kalmasıdır. Bunun yanında, ilminden ve tecrübesinden istifade edecek yeni öğrencilerin de bu imkândan mahrum kalması, böyle bir kaybın en acı taraflarından biridir. Akademik hayatın tabiatı gereği, bir araştırmacının en olgun eserleri çoğu zaman uzun yılların birikimiyle ortaya çıkar. Bu sebeple, ilim hayatının en verimli çağında gelen her vefat haberi, yalnızca bir ömrün değil, geleceğe taşınabilecek ilmî katkıların da zamansız biçimde kesintiye uğraması anlamına gelir.
Doktora sınıf arkadaşım Dr. Orhan Çinar'ın vefat haberini büyük bir teessürle öğrendim. Henüz kırk dokuz yaşında, ilmî çalışmalarını sürdürdüğü ve birikimini yeni nesillere aktarmaya devam ettiği bir dönemde aramızdan ayrıldı. Onun vefatı, ailesi ve yakın dostları kadar tarih camiası ile yetiştirdiği öğrenciler için de büyük bir kayıptır.
1977 yılında Amasya'da doğan, ilk ve orta öğrenimini Çorum'da tamamlayan Dr. Orhan Çinar, 2000 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olmuştu. Çocukluk ve gençlik yıllarını Türkiye'nin farklı şehirlerinde geçirmiş olması, farklı kültürel çevreleri tanımasına ve hayatı daha geniş bir perspektiften değerlendirmesine imkân sağlamış; bu birikimin izleri gerek akademik çalışmalarına gerekse insanî münasebetlerine tabiî bir şekilde yansımıştı.
Yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde, Prof. Dr. Ahmet Kanlıdere'nin danışmanlığında hazırladığı Muhaceretteki Türkistanlıların Gözünden Orta Asya ve Yeni Türkistan Dergisi (1927-1931) başlıklı teziyle tamamladı. [1] Ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Tarihi Doktora Programı'nda, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl'ın danışmanlığında hazırladığı Çağatay Devleti Zamanında Türkistan'ın Siyasi, Askerî ve Sosyal Durumu başlıklı çalışmasıyla doktora derecesini aldı. [2] Yüksek lisans tezini Muhaceretteki Türkistanlılar ve Orta Asya adıyla Almanya'da kitap olarak yayımladı. [3] Ayrıca, bu araştırmalarından hareketle kaleme aldığı "Yeni Türkistan Dergisi" başlıklı bir makalesi de neşredildi. [4] Doktora tezini ise Çağatay Hanlığı başlığıyla kitaplaştırarak alan yazınına önemli bir eser kazandırdı. [5]
Doktora sonrasında da ilmî çalışmalarını aynı istikamet üzere aralıksız sürdürmüştü. Uluslararası nitelikte hakemli dergilerde neşredilen "Moğol İmparatorluğunda Yaşanan Arık Buka-Kubilay Mücadelesi: Çağataylıların İlk Bağımsızlık Teşebbüsleri" [6], "Moğol Dünyasında Türkistan'ın Güçlü Kadınları: Töregene Hatun ve Organa Hatun" [7], "Türkistan Tarihinde Müslüman Moğol Hükümdar: Tarmaşirin Han Ve Döneminin Değerlendirilmesi" [8], "Doğu Çağatay Hanlığı'nın İlk Hükümdarı: Tuğluk Timur Han ve Dönemi Hakkında Bir İnceleme" [9], "Batı Türkistan'da Ulus Emirlerinin İktidar Mücadeleleri (1343-1370)" [10] ile "İbn Battûta et-Tancî'nin Seyahatnâmesinde Maverâünnehir ve Maverâünnehir Sultanları" [11] başlıklı makaleleri, onun Çağatay Hanlığı, Türkistan tarihi ve Moğol dönemi sahasındaki ilmî derinliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Mustafa Vedat Sönmez için hazırlanan armağan kitabında neşredilen "Moğollar Hakkında İlk Kapsamlı Kitap Çalışmaları: Meng Ta Pei Lu ve Hei Ta Shi Lu Örnekleri" [12] başlıklı kitap bölümü de bu alana yaptığı değerli katkılar arasında yer almaktadır. İnşallah, ileride muhtelif dergilerde dağınık hâlde bulunan bu kıymetli makalelerin ve kitap bölümünün bir araya getirilerek tek cilt hâlinde neşredilmesi, ilmî mirasının muhafazasına ve daha geniş okuyucu kitlelerine ulaşmasına vesile olur.
Her tarihçi, kendisinden önce yapılan araştırmaları esas alır; geçmişten devraldığı tartışmalara yeni sorular sorar, yeni kaynaklar ortaya koyar ve mevcut bilgiyi biraz daha ileriye taşımaya çalışır. Bu bakımdan tarih yazıcılığı, asırlardır yükselmekte olan büyük bir yapıya mütevazı birkaç taş daha eklemeye benzer. Hiçbir araştırmacı o yapıyı tek başına kurmaz; fakat samimiyetle yapılan her ilmî çalışma, gelecek nesillerin üzerine basacağı sağlam bir zeminin teşekkülüne katkıda bulunur. Dr. Orhan Çinar da tarih alanında kaleme aldığı eserlerle, bu müşterek ilmî mirasa kıymetli katkılar sunmuş bir tarihçiydi.
Orhan'la ortak hâtıralarımızın en kıymetlilerinden biri, aynı doktora sınıfını paylaşmış olmamızdı. 2010 yılı güz döneminde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Ortaçağ Tarihi doktora programındaki eğitimime Doç. Dr. Nevzat Keleş ve Dr. Abdollah Dodangeh ile birlikte başlamıştım. Bir sonraki dönem, 2011 yılı baharında Dr. Şeyhmus Nayır ile Dr. Orhan Çınar'ın da programa katılmasıyla sınıfımız son hâlini aldı. Aynı doktora programında bizden önceki dönemde öğrenimine başlamış olan Doç. Dr. Erman Şan da bu dost halkasının ayrılmaz bir parçasıydı. O yıllarda araştırma görevlisi olarak görev yapıyor, her türlü meselemizle yakından ilgileniyor ve akademik hayatımızın ilk adımlarında bizlere daima destek oluyordu. Doktora yıllarında kurduğumuz bu dostluklar, mezuniyetimizin ardından da aynı samimiyetle devam etti.
Bizler, aynı zamanda iki büyük tarihçinin son öğrencileri olma bahtiyarlığını yaşayan küçük bir akademik halkaydık. İki dönem boyunca Prof. Dr. Ramazan Şeşen'den İslâm Tarihi, Prof. Dr. Erdoğan Merçil'den ise Selçuklu Tarihi dersleri alma imkânı bulduk. Yetiştirdikleri öğrenciler arasında bugün çok sayıda profesörün bulunması sebebiyle üniversite camiasında "hocaların hocası" olarak anılan bu iki büyük hocamız, bizden sonra ders vermeyi bıraktı. Onların talebesi olmak, uzun bir ilim hayatının tecrübesini, tarihçiliğin inceliklerini, tarihî meselelere dair değerlendirmelerini ve birbirinden kıymetli hâtıralarını bizzat kendilerinden dinleyebilmek büyük bir ayrıcalıktı. Kendimizi en çok da bu bakımdan talihli sayardık.
Orhan ile kişisel sohbetlerimizde yalnızca tarih üzerine değil, hayata dair pek çok mesele üzerine de konuşurduk. Alanında yaptığı araştırmaların kazandırdığı derin bilgi birikimi ve sağlam muhakeme, bu sohbetlere de tabiî bir şekilde yansırdı. Fikirlerini dayatmadan ifade eder, karşısındakini dikkatle dinler; verdiği cevaplar ve yaptığı izahlarla, insanı meseleleri yeniden düşünmeye sevk ederdi. Bunun yanında, güzel bir neşeye ve yaşama sevincine sahipti. Bulunduğu ortama sıcaklık katan, güler yüzü ve samimiyetiyle hatırlanacak hayat dolu bir insandı. Şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, doktora yıllarındaki en büyük talihimiz yalnızca büyük hocaların rahle-i tedrisatından geçmiş olmak değildi. O yıllarda kurduğumuz dostluklar, zamanla kuvvetlenen bağlar ve birlikte biriktirdiğimiz hâtıralar da hayatın bize bahşettiği en kıymetli armağanlar arasındaydı.
Bütün bu ilmî çalışmalarının yanı sıra Orhan, başarılı bir eğitimci olarak uzun yıllar çeşitli eğitim kurumlarında görev yapmış, çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkıda bulunmuştu. Kuvvetli bir anlatım kabiliyetine sahipti. Tarihin çoğu zaman güç ve karmaşık görülen meselelerini kendine mahsus öğretim yöntemleriyle öğrencilerine anlaşılır ve ilgi çekici bir şekilde aktarabilen bir hocaydı. Sağlık sorunları yaşadığı son döneme kadar öğrencilerinden kopmamış, ders vermeyi ve bilgi birikimini paylaşmayı sürdürdü. Geride yalnızca eserlerini değil, ilminden istifade etmiş ve kendisinden feyz almış çok sayıda öğrenci de bıraktı.
Kendisini yakından tanıyanlar için ise Orhan, ilmî birikimine rağmen son derece mütevazı, yardımsever ve samimi bir insandı. Doktora yıllarında birlikte bulunduğumuz süre boyunca, bilgi ve tecrübelerini paylaşmaktan hiçbir zaman kaçınmayan, nezaketiyle çevresinde saygı uyandıran bir karaktere sahipti. Akademik hayatın rekabetçi ortamında dahi tevazuunu muhafaza etmeyi başaran nadir isimlerden biriydi.
Rahmetli annem Yıldız Özdemir ile Bakırköy Sakızağası Mahallesi'nde ikamet ettiğimiz yıllarda, Orhan'la komşuluk etmiştik. Aynı mahallede olduğumuzdan sıkça karşılaşırdık. Yanımda olmadığım zamanlarda annemle karşılaştığında da mutlaka selam verir, hâlini hatırını sorar, bana selamlarını iletmesini rica ederdi. Mahallemizin eski mekânlarından Budak Pastanesi'nde zaman zaman bir araya gelir, birer çay eşliğinde tarih, akademi ve hayata dair sohbetler ederdik. Belki küçük gibi görünen bu davranışlar ve bu sade buluşmalar, onun zarafetini, vefasını ve insanlara gösterdiği samimi hürmeti en güzel şekilde yansıtan hâtıralarım arasında yer alıyor. Rahmetli annem de onun bu inceliğini her zaman takdirle anardı.
Bütün bu ilmî ve insanî vasıflarının ötesinde, Orhan aynı zamanda iyi bir babaydı. Hayatının merkezinde kızı vardı. Ona iyi bir istikbal hazırlayabilmek ve nitelikli bir eğitim almasını sağlayabilmek için büyük bir gayret gösterir; bütün emek ve mücadelesini bu hedef etrafında şekillendirirdi. Kızına duyduğu sevgi ve babalık vazifesine gösterdiği hassasiyet, onu tanıyanların daima hatırlayacağı en güzel vasıflarından biri olarak hafızalarda yaşayacaktır.
Dr. Orhan Çinar'ın ardında bıraktığı eserler ve yetiştirdiği öğrenciler, onun ilmî mirasını geleceğe taşımaya devam edecektir. Bununla birlikte, sahip olduğu birikim ve çalışma azmi dikkate alındığında, daha uzun yıllar tarih araştırmalarına önemli katkılar sunabilecek bir ilim insanını çok erken yitirdiğimiz gerçeği, bu acıyı daha da derinleştirmektedir. Aziz hâtırasını saygıyla yâd ediyor, Yüce Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tarih camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun.
[1] Orhan Çinar, Muhaceretteki Türkistanlıların Gözünden Orta Asya ve Yeni Türkistan Dergisi (1927-1931), Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk Tarihi Anabilim Dalı, Geneltürk Tarihi Bilim Dalı, 2010.
[2] Orhan Çinar, Çağatay Devleti Zamanında Türkistan'ın Siyasi, Askeri Ve Sosyal Durumu, Doktora Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Ortaçağ Tarihi Programı, 2019.
[3] Orhan Çinar, Muhaceretteki Türkistanlılar ve Orta Asya, Saarbrücken Türkiye Alim Kitapları, 2015.
[4] Orhan Çinar, "Yeni Türkistan", Akademik Bakış Dergisi, Sayı: 30 (2012), s. 1-13.
[5] Orhan Çinar, Çağatay Hanlığı (Siyasi ve Askeri Tarihi), İstanbul: Bilge Oğuz, 2025.
[6] Orhan Çinar, "Moğol İmparatorluğunda Yaşanan Arık Buka-Kubilay Mücadelesi: Çağataylıların İlk Bağımsızlık Teşebbüsleri", International Social Sciences Studies Journal, Vol. 5, No. 39 (2019), s. 3791-3795.
[7] Orhan Çinar, "Moğol Dünyasında Türkistan'ın Güçlü Kadınları: Töregene Hatun ve Organa Hatun", International Social Sciences Studies Journal, Vol. 5, No. 40 (2019), s. 3924-3927.
[8] Orhan Çinar, "Türkistan Tarihinde Müslüman Moğol Hükümdar: Tarmaşirin Han Ve Döneminin Değerlendirilmesi", International Social Mentality and Researcher Thinkers Journal, Vol. 6, No. 32 (2020), s. 902-906.
[9] Orhan Çinar, "Doğu Çağatay Hanlığı'nın İlk Hükümdarı: Tuğluk Timur Han ve Dönemi Hakkında Bir İnceleme", Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 8, Sayı: 106, Temmuz 2020, s. 201-208
[10] Orhan Çinar, "Batı Türkistan'da Ulus Emirlerinin İktidar Mücadeleleri (1343-1370)", International Journal of Social, Humanities and Administrative Sciences, Vol: 8 Issue: 56 (2022), s. 1259-1263.
[11] Orhan Çinar, "İbn Battûta et-Tancî'nin Seyahatnâmesinde Maverâünnehir ve Maverâünnehir Sultanları", International Journal of Arts and Social Studies, C. V, S. 29 (2022), s. 166-173.
[12] Orhan Çinar, "Moğollar Hakkında İlk Kapsamlı Kitap Çalışmaları: Meng Ta Pei Lu ve Hei Ta Shi Lu Örnekleri" Kitaplar İle Geçen Bir Ömür: Mustafa Vedat Sönmez'e Armağan, Kitap ve Kütüphane, İstanbul: Efe Akademi Yayınevi, 2021, 293-304.
Yazar'a ait Diğer Yazılar
Dr. Tolga Ersoy
1980 yılında İstanbul'un Şişli ilçesinde doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Kültürel İncelemeler yüksek lisans programını 2009 yılında "Prokopios'un Yapıtlarında Perslerin Temsili" başlıklı tezi ile tamamladı. Robert Drews'un "Tunç Çağı'nın Sonu: Askeri Değişim ve Antik Akdeniz'de Çöküş" adlı yapıtını Gürkan Ergin ile birlikte çevirdi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün Ortaçağ Tarihi doktora programını "Antikçağ ve Ortaçağ Filolojik Kaynaklarında Avrupa Hunlarının Temsili" başlıklı tezi ile tamamladı. Akademik çalışmalarını sürdürmekte ve serbest avukatlık yapmaktadır.






