Velihanov ve Dostoyevski: İki Milleti Birleştiren Büyük Beyinlerin Az Rastlanır Dostluğu
Dostluklar pek çok biçimde olabilir ancak iki ulusun büyük beyinleri arasında geliştiklerinde, kişisel olmanın ötesine geçerler, ulusları birleştiren ve başkalarının edebiyatına ve kültürüne saygıyı teşvik eden bir bağ oluştururlar.
Kazak etnograf Çokan Velihanov ile "Karamazov Kardeşler" ve "Suç ve Ceza" gibi romanlarıyla tanınan Rus yazar Fyodor Dostoyevski'nin dostluğu bu türdendi. Dostlukları, altı yıllık bir süre boyunca yazdıkları mektuplarla daha da ilerledi. Gerçek sevgi ve entelektüel kıvılcımla yazılan bu mektuplar; yaratıcı, duyarlı ve eşsiz beyinlerin buluşmasına dair nadir içgörüler sunuyor.
Bu yıl Kazakistan; Kaşgar, Çungarya ve Doğu Türkistan hakkındaki öncü anlatımlarının bölgeyi anlamak için paha biçilmez kaynaklar haline geldiği Velihanov'un 190. yılını kutluyor. Velihanov bilimin ötesinde, halkının Rusya İmparatorluğu'ndaki kültürel ve tarihi mirasını savunan bir ses olarak hizmet etti.
Nasıl Tanıştılar?
Velihanov ve Dostoyevski ilk kez 1854'te Omsk'ta ortak tanıdıkları askeri mühendis Konstantin İvanov'un evinde karşılaştı. Dostoyevski, Omsk hapishanesinden serbest bırakıldıktan sonra bir ay boyunca İvanov'un evinde yaşadı. O sıralarda Velihanov, Sibirya Askeri Okulundan yeni mezun olmuştu ve Batı Sibirya genel valisi Gustav Gasfort'un emir subayı olarak hizmet ediyordu.
14 yıl arayla 1821 ve 1835'te doğan Velihanov ve Dostoyevski'nin aralarında yine de hızlıca arkadaşlık ve anlayış duygusu gelişti. Belki de Dostoyevski'nin daha sonra "Bir Yazarın Günlüğü"nde yazdıkları bu dostluğun etkisi altındaydı: "Rus olmayan unsurları baskı altında tutmadan esenliğe, huzura kavuşturmak istediğimizi, tersine bunu, insanlığın, halkların dostluk ve kardeşlik bağlarını tamamlayarak evrensel birliğe, görkemli ve koca bir ağaç gibi, mutlu bir dünyayı sarmalayacağı ana kadar, birini ötekiyle tamamlayarak, organik özelliklerini kendimize aşılayarak, aşının tutması için kendimizden bir dal vererek, onlarla ruhumuzla, yüreğimizle kaynaşarak, onlardan bir şeyler öğrenerek ve bizden de onlara bir şey katarak, bu toplulukların daha özgür, daha bağımsız gelişmelerinde, onlarla kardeş birliğinde gördüğümüzü dünyaya ilk biz bildireceğiz."[1]
Mektupları
İki edebiyatçı birbirlerine, artık arkadaşlıklarına dair ender görülen içgörüleri ortaya koyan; kimi zaman şefkatli, samimi ve destekleyici mektuplar yazdı.
Günümüze sadece, Velihanov'dan dört mektup ve Dostoyevski'den bir mektup geldi. Araştırmacılar, mektuplarının çoğunun geri getirilemeyecek şekilde kaybolduğuna veya arşivlerde henüz bulunamadığına inanıyor. Yazışmaları neredeyse altı yıl sürdü.
Omsk'taki ilk buluşmalarından kısa bir süre sonra Dostoyevski, süresiz askerlik hizmeti için Semey'e[2] gönderildi. Bir yıl sonra iki arkadaş orada yeniden bir araya geldi.
Velihanov, 1855'te Dostoyevski'ye şöyle yazmıştı: "Bu kadar sevdiğim ve aynı zamanda bana karşı nazik davranan insanlardan ayrılmak çok ama çok zordu." "Semipalatinsk'te (şimdiki Semey) sizinle geçirdiğim birkaç günden o kadar keyif aldım ki şimdi tek düşünebildiğim sizi tekrar nasıl ziyaret edebileceğim. Duygular ve eğilimler hakkında yazma konusunda yetenekli değilim ama bunun gereksiz olduğunu düşünüyorum. Elbette size ne kadar bağlı olduğumu ve sizi ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz,"
Zengin bir yaşam deneyimine sahip biri olan Dostoyevski, genç arkadaşına gelecekteki kariyeri hakkında değerli tavsiyeler vererek yanıt verdi: "Yedi veya sekiz yıl içinde kaderinizi, vatanınıza son derece faydalı olacak şekilde ayarlayabilirsiniz. Mesela: Halkınız arasında bozkırın ne olduğunu, önemini, halkınızın Rusya ile ilişkisini Rusya'ya açıklayan, aynı zamanda Rusları bu konuda aydınlatarak vatanına hizmet eden neredeyse ilk kişi olmak büyük bir hedef, kutsal bir dava değil mi? Unutma, sen Avrupa tarzında eğitim gören ilk Kırgızsın [Kazak]. Kader seni olağanüstü bir insan yaptı, sana hem ruh hem de kalp vererek... Ve emin ol her şey mümkündür,".
Birlikte fotoğraf
Mektuplarının samimiyeti göz önüne alındığında, arkadaşların yalnızca birkaç kez buluştuğunu fark etmek şaşırtıcı. Birlikte geçirdikleri son zamanlardan biri, Velihanov'un Kaşgar gezisinden yeni döndüğü seferdi. Ünlü sefer 1958 yılında 43 kişilik, 101 deve ve 65 attan oluşan bir kervanla gerçekleştirilmişti. Bu misyon, Velihanov'un daha sonra Rusya İmparatorluğu'nun başkentinin artan ilgisini çeken bölgenin coğrafi özelliklerinin yanı sıra gelenek ve dillerini de kapsamlı bir şekilde belgelemesine olanak tanıdı.
Velihanov, Omsk'a giderken resmi bir iş için Semey'de durdu ve doğal olarak o sırada sürgünden Orta Rusya'ya dönme izni almış olan arkadaşı Dostoyevski'yi ziyaret etme fırsatını yakaladı.
İkisinin siyah beyaz bir fotoğrafı var. Hareketsiz oturuyorlar, Velihanov bir bıçak kavramış, Dostoyevski ise kayıtsız bir şekilde sigara tutuyor. 1859'da çekilen fotoğraf sessiz ve samimi. İyice sokulmuşlar, bacakları neredeyse birbirine değiyor.
İlginçtir ki Dostoyevski'nin kardeşi Mihail, karısı Anna ve hatta çocuklarıyla yalnız çekilmiş hiçbir fotoğrafı yoktur. Tek istisna, Velihanov'un olduğu nadir bir çift portresidir. Bu fotoğrafa dayanarak bir heykel kompozisyonu oluşturuldu ve Semey'deki Dostoyevski Edebiyat Anıt Müzesi binasının yakınına yerleştirildi.
Velihanov'un eseri
O fotoğraftan sonra yolları ayrıldı. Velihanov, St. Peterburg'a gitti ve Kaşgar seferiyle ilgili rapor üzerinde yorulmadan çalıştı. Kurmay yüzbaşılığa terfi ettirildi ve önce genelkurmayda, ardından imparatorluk fermanıyla Dışişleri Bakanlığı'nın Asya Dairesi'nde görev yaptı.
Bu dönemde Velihanov, Dostoyevski'nin teşvik ettiği gibi halkının savunucusu olarak hareket ederek "Çungarya Üzerine Denemeler", "Doğu Türkistan'ın Tasviri", "Abılay", "Şuna Batır", "Tarih-i Raşidi" ve "Hokand Hanlığı Üzerine Notlar" gibi önemli eserlerini yazdı.
Ancak St. Petersburg'un nemli iklimi sağlığına zarar verdi ve 1861 baharında tüberküloz hastası olan Velihanov, tıbbi tavsiye üzerine babasının Kökşetau'daki Sarımbet köyüne döndü.
Velihanov, Dostoyevski'ye 14 Ocak 1862'de şöyle yazdı: "Sevgili dostum Fyodor Mihayloviç (Dostoyevski). Muhtemelen benim öldüğümü sanıyorsun ama hâlâ hayattayım ve bu mektup da bunun kanıtı... Kaşgar'da konsolosluk yapmak istiyorum, olmazsa istifa edip seçimle kendi ilçemde hizmet edeceğim. Kaşgar'da iyi bir maaş alırım, iklim iyi ve belki sağlığım düzelir. Bu işe yaramazsa bozkır da fena olmaz."
Ancak kader bu planları gerçekleştirmedi. Velihanov, 1865 yılında tüberküloz nedeniyle 30 yaşına gelmeden öldü.
[1] Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü, çev. Kayhan Yükseler
[2] Semey, Kazakistan'da İrtiş nehri boyunda bir şehirdir.