Söyleşi

“Yalnızlıkla ödeşmenin başka bir yolu da yazmak” Selda Uygur ile Romanları Üzerine

   Alper Çeker       Haziran 2026

“Yalnızlıkla ödeşmenin başka bir yolu da yazmak” Selda Uygur ile Romanları Üzerine

 

Selda Uygur Türk Dili ve Edebiyatı alanında çalışmalar yapan bir akademisyen olmasının yanında aynı zamanda sıkı bir roman yazarı. Bilgi yayınlarından çıkan Babalar ve Kızları ile 2020 yılı Turgut Özakman İlk Roman Ödülünü aldı. Bu başarılı kitabı Yalvaç adlı ikinci roman izledi. Alper Çeker Oğuzname okurları için Selda Uygur ile bir söyleşi yaptı.

 

Öncelikle tebrik ederim. Babalar ve Kızları, çok güzel bir roman. Turgenyev'in romanının Rusça aslının adı, Babalar ve Çocuklar. Fakat bizim ezberimiz baba denince karşısına oğulu koymak biçiminde. Dünyada bir tek benim kızımın babasıyla derdi var sanıyordum, bir de senin roman kahramanını gördüm. Bir ezberi bozmuşsun. Babasıyla çatışan bir kız nerden geldi aklına?

 

Alper öncelikle içten soruların için çok teşekkür ederim. "Yol Tabelası" şiirini çok sevdiğimi biliyorsun, şairiyle söyleşmek ayrı bir keyif. Roman, adını Turgenyev'den aldı aslında. Babalar ve Oğullar'da nesil çatışması işleniyor ve benim en sevdiğim roman kahramanlarından biri Bazarov. Dünya ve Türk edebiyatında baba-oğul çatışması sıklıkla işleniyor, romanın bir bölümünde de buna değindim. Ama asıl mesele senin de belirttiğin gibi babalar ve çocukları. Aslında çoğu kadın arkadaşım babalarıyla kuramadıkları sevgi ilişkisinin eksikliğinden mustaripler. Yani mesele Oidipus çatışmasını indirgemek değil. Anne-kız çatışması, anne-oğul çatışması da hepimizin meselesi. Roman, adından dolayı kusursuz bir sevgi öyküsü olarak algılansa da bir genç kızın büyüme yolculuğu, bu yolculuğa da delirmenin eşiğindeki bir baba eşlik ediyor... Bir bakalım etrafımızdaki büyüme yolculuklarına, sence derdi olmayan biri var mı?

  

 

Romanda Kadıköy nostaljisi var. Ben Moda sahilinde, Küçükyalı'da denize girdim. Sen benden küçüksün, Kadıköy'ün 80'lerini kaçırmışsın, 90'ların kızısın ama Babalar ve Kızları için biraz İstanbul arkeolojisi yapmışsın. Dört kuşağın İstanbul'u var romanda. Eğer ustanın sırrı değilse, kaynaklarından söz eder misin?

 

Ben de Kartal'da son denize girenlerdenim ve Süreyya Plajı'nı çok net hatırlıyorum, sepetlerde sarma taşıdığımız zamanlar... Aile hikâyelerim kaynaklarım. Zorba Dede karakteri en gerçek olanı. Dedem İstanbul'un en eski şoförlerinden biri. Hasanpaşa Gazhanesinden gaz dağıtmış yıllarca. Belki en sevilen karakterim. Gazhane restore edilirken habersiz anlatmışım o dönemleri, sonra Gazhane bir kültür merkezi olarak faaliyete geçti. Dedem görse ne düşünürdü? Çok merak ediyorum. Onun iş yerinde bizler konser dinliyoruz, nostalji bu bence. Bunun dışında edebiyat tarihi en önemli kaynağım.... Tanzimat'tan günümüze bitmeyen okumalar... Tanpınar'ı romanda bulan olmadı. Sen buldun mu?

 

 

Hayır. Seni de bulamadım romanında. Dostoyevki'yi de romanlarında bulamazsın, Kumarbaz'da bile yoktur. Bu bir yazar ustalığı. Benim hayran olduğum tarz, okuruyla konuşan metinler. Babalar ve Kızları fantastik bir roman ama yazım tarzı benim daha çok dikkatimi çekti. Okurla karşılıklı söyleşiyorsun, hem de çok samimisiniz, senli benli konuşuyorsunuz. Birbirinizi eski tanıyorsunuz sanki. Bu tarz üzerine ne söylemek istersin?

 

Her ne kadar okuru unutuyoruz yazarken desek de okur hep bizimle. Yalnızlıkla ödeşmenin başka bir yolu da yazmak, isyan dışında. Senin de çocukluğunla ilgili rüyalar gördüğüne eminim. Çocukluğumuzun geçtiği ev ya da evler, sokaklar, atamadığımız bir hastalık gibi bilinçdışımıza yerleşiyorlar. Travma filan demek istemiyorum ama bir şey var orada. Şekli değişse de sakinleri değişse de o evler peşimizi bırakmıyor. Ben de okuru çocukluğunun geçtiği sokakla yüzleşmeye davet ediyorum. Davetim gerçek bir çağrı, bir gün sokak başında buluşarak ve cesaretle yürüyerek sevdiğimiz ölülerle, anılarımızla buluşacağımıza inanıyorum. Hadi yola çıkalım...

 

Babalar ve Kızları'nın sonunda kahraman ikinci kitabı görüyor. Yalvaç bir devam romanı mı?

 

Yalvaç hem devam kitabı hem değil.  Babalar ve Kızları'nın ana karakterini Yalvaç'ta başka yönleriyle tanıyoruz. Adını söylemiyeyim, sürpriz olsun. Çünkü Babalar ve Kızları'nda adı belirtmiyoruz. Yalvaç'ta adı ve hayalleriyle tekrar karşılaşıyoruz, aynı karakterle ve Zorba Dede'nin öngördüğü gibi karakterimiz gerçekliğin de kimi zaman kırıldığı durumlarla karşı karşıya geliyor. Büyülü gerçekçi ya da fantastik demiyorum. Çünkü anlatı farklı bir boyutun kendi gerçekliğinden sesleniyor. Rüyacılar, yolculuktan korkmayanlar ve ruhlardan kaçmayanlara çağrı Yalvaç.

 

 

Yalvaç hakkında ne söylemek istersin?

 

Yalvaç'ın rengi turuncu. Arkeolojiden Hıristiyanlık tarihine, mitolojiden edebiyat ve sinemaya pek çok kaynaktan beslenen bir roman. Hazırlık süreci yıllar aldı, pek çok yolculuğu da beraberinde getirdi. Aziz Pavlus'a ayrıca değinmek istiyorum, onun imkânsız, çetrefilli yolculukları Yalvaç'ın esin kaynağı oldu. Yalvaç'ın Zorba Dedesi, Aziz Pavlus diyebilirim, birleştirici bir güç olarak. Bir de "sinema", Yalvaç alt metninde pek çok film ve yönetmenden bahsediyor. Okurlardan film ve yönetmenleri tam sayabilen olmadı, bir bulmaca gibi düşünelim. Tam listeyi bulabilene ödülüm olacak!

Yalvaç, aynı zamanda âşık, tutkulu ve isyankâr kadınların romanı. Eril dili kırarak kendine özgü sesleriyle konuşuyor Yalvaç kadınları. Edebiyat tarihi eşsiz kadınlara âşık olan erkekleri anlattı, onların gözünden kusursuz kadınları okuduk ya da tüm kusurlarına rağmen sevilesi kadınları. "Âşık kadınlar tehlikelidir", aşık kadınların gözünden erkekleri görmeye ne dersin, kusurlu halleriyle üstelik. Yalvaç kusurdaki güzelliğin peşinde. Bir de Yalvaç peygamber, resul ve elçi anlamlarının dışında Isparta'nın bir ilçesi. Pavlus, Yalvaç ve tüm karakterlerin ilişkisini öğrenmeyi okura bırakıyorum...

 

Bu içten söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Seksenleri ve doksanları çok özlüyoruz. Edebiyat ve sanat o yılları bize getirsin! Sezen Aksu'nun Gülümse kasetinin ilk çıktığı günün neşesiyle!

 

Ağzına sağlık. Zaman ayırdığın için ben teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

Yazar'a ait Diğer Yazılar

Alper Çeker

Alper Çeker 1972 yılında İstanbul'da doğdu. Kadıköy Anadolu Lisesini ve İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Osmanlıca'dan çeviriyazı ve sadeleştirmeler, Rusça ve İngilizce'den çeviriler yaptı. Telif eserleri arasında Gece Şehre Dedi ki, Reziller, Kurt Cobain ve Seatle Olayı, Devrana Girip Seyran Edelim ve Kan Kardeşi Tarantino vardır.

Haberler

Tüm Yazılar

Öykü

Kama

Tüm Yazılar