Düşünce

Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarında Neden Konser Düzenlenemez?

   Gökhan Öztütüncü       Nisan 2026

Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarında Neden Konser Düzenlenemez?

 

Haydarpaşa ve Sirkeci garları, Osmanlı Devleti'nin son döneminde modern ulaşım ağının kurulması sürecinde ortaya çıkan en önemli kamusal mekânlardan ikisidir. Bu alanlar yalnızca trenlerin kalktığı ve yolcuların indiği terminaller olarak düşünülmemiş; aynı zamanda imparatorluğun idarî, askerî ve iktisadî bağlantılarını bir araya getiren stratejik merkezler olarak kurgulanmıştır. Günümüzde bu tarihî mekânların kültürel etkinlikler, konserler ve çeşitli eğlence faaliyetleri için kullanılmasına yönelik girişimler ise söz konusu alanların tarihî işlevi ve mekânsal kimliği açısından yeni tartışmaları beraberinde getirmektedir.

 

XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti'nde demiryolu yatırımları yalnızca teknik bir ulaşım projesi olarak görülmemiş, şehirlerin gelişimini yönlendiren temel unsurlardan biri olarak değerlendirilmiştir. Bu dönemde gar alanlarının yeri belirlenirken çevredeki parsellerle kurulan mekânsal ve işlevsel ilişkiler dikkate alınmış, ulaşım altyapısının kesintisiz işlemesi öncelikli bir planlama ilkesi hâline gelmiştir. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının konumları da bu yaklaşım çerçevesinde seçilmiş; limanlarla, askerî sevkiyat hatlarıyla, idarî merkezlerle ve ticaret alanlarıyla bütünleşen bir mekânsal düzen kurulması amaçlanmıştır. [1]

 

Haydarpaşa Garı'nın bulunduğu saha, yalnızca bir ulaşım noktası olmanın ötesinde güçlü bir tarihî ve hâtırî anlam da taşımaktadır. Garın hemen bitişiğinde yer alan İngiliz Mezarlığı, Kırım Harbi sırasında Osmanlı Devleti ile birlikte Rusya'ya karşı savaşırken hayatını kaybeden İngiliz subaylarının kabirlerini barındırır. Bunun yanı sıra, Osmanlı ordusunda görev almış Macar gönüllülere ait mezarlar da aynı sahada yer almaktadır. Bu kabirler arasında, İngiltere doğumlu olup Osmanlı hizmetinde "Hurşit Paşa" adıyla tanınan Macar asker Richard Guyon'un mezarı özellikle dikkat çeker ve mekânın tarihsel anlamını daha da derinleştirir. [2] Tüm bu unsurlar, Haydarpaşa sahasının yalnızca teknik bir ulaşım alanı değil, aynı zamanda tarihî hafızayı taşıyan ve geçmişle güçlü bir bağ kuran bir mekân olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Sirkeci Garı'nın planlanması sürecinde de benzer bir mekânsal hassasiyetin gözetildiği görülür. Demiryolu hattı döşenirken kıyı boyunca yer alan bazı küçük saray yapılarının kaldırıldığı ve bu şekilde ulaşım altyapısının kesintisiz biçimde işlemesinin hedeflendiği bilinmektedir. Bu düzenlemeler sırasında bugün Gülhane Parkı olarak bilinen alanın da önceki kullanım biçimini kaybettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Sirkeci Garı'nın Topkapı Sarayı'na olan yakınlığı, bölgenin tarihî komşuluk ilişkileri bakımından özel bir konuma sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, söz konusu alanın kullanımında tarihî çevreyle uyumun dikkate alınan temel ilkelerden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Her iki gar sahasının planlanmasında ulaşım işlevinin temel ve öncelikli kullanım olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Demiryolu hatları, liman bağlantıları ve askerî sevkiyat imkânlarıyla kurulan bütünleşik yapı, bu alanların kesintisiz bir ulaşım altyapısı olarak tasarlandığını göstermektedir. Bu sebeple, eğlence, konser ve benzeri faaliyetlerin söz konusu mekânsal sürekliliği zedeleyebileceği açıktır. Tarihî ve millî nitelik taşıyan mekânların çağdaş kullanım biçimleri, koruma ve işlevlendirme arasındaki dengeyi zorunlu kılmaktadır. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının eğlence amaçlı etkinliklere açılması, bu alanların tarihî bağlamı ve planlama ilkeleri bakımından tartışmalı bir nitelik taşımaktadır. Bu mekânların ulaşım kimliği, tarihî çevre ilişkileri ve hâtırî değerleri dikkate alındığında, kullanım biçimlerinin bu özelliklerle uyumlu olması gerektiği ileri sürülebilir.

 

Haydarpaşa ve Sirkeci garları, Osmanlı Devleti'nin son döneminde yürütülen planlama faaliyetlerinin önemli örnekleri olarak, ulaşım altyapısı merkezli bir mekânsal anlayışın ürünüdür. Bu alanların tarihî çevreyle kurduğu ilişkiler ve taşıdığı hâtırî değerler, onların yalnızca fizikî mekânlar değil, aynı zamanda tarihî hafızanın taşıyıcıları olduğunu göstermektedir. Bu nedenle söz konusu mekânların eğlence amaçlı etkinliklere tahsis edilmesi, tarihî bağlam, mekânsal süreklilik ve işlevsel bütünlük bakımından yeniden değerlendirilmesi gereken bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

DİPNOTLAR

 

[1] Osmanlı'dan günümüze tren garlarının tarihsel gelişimi için bkz. Mehmet Emin Başar, Hacı Abdullah Erdoğan, "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkiye'de Tren Garları", Selçuk Üniversitesi Mühendislik, Bilim Ve Teknoloji Dergisi, Cilt: 24 Sayı: 3, 2009, s. 29-44.

 

[2] Bu dönem Osmanlı Ordusu'nda görev yapmış Macar Subaylar hakkında Dr. Dursun Ayan'ın iki önemli çalışması incelenebilir, bkz. Dursun Ayan, "Kırım Savaşı'nda Görev Alan 1849 Macar Mültecileri", İnsan Hareketliliği Uluslararası Dergisi, C. II, Sayı: 1, 2022, s. 38-71;  "1855 Kars Savunmasında Macar Subaylar", Eğitişim Dergisi, Macaristan Özel Sayısı, Yıl: 21, Sayı: 83, 2024, s. 57-77

 

 

 

 

 

Gökhan Öztütüncü

1966 yılında İstanbul'un Üsküdar ilçesinde doğdu. 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Harita Mühendisi olarak çeşitli kurum ve projelerde çalıştı. 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. İstanbul Barosu'na kayıtlı serbest avukat olarak çalışmakta olup, İstanbul Barosu'nda 2025 döneminde Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu Başkanı olarak görev yapmıştır. Yurt içinde çeşitli panel ve toplantılarda konuşmaları mevcut olup, mesleki konularda çalışmaları çeşitli dergilerde neşredilmiştir.